Erol Bey

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Erol Bey

“Patron ne biçim bakıyor kız sana öyle..?” dedi Mehtap, “Gözlerini ayırmıyor valla üstünden…”

“Öyle mi?” dedi Gül, “Hiç farkında değilim doğrusu…”

Tabii ki doğru değildi bu… Bal gibi farkındaydı durumun… Yaklaşık iki saattir, yani şirketin yeni aldığı bu çiftliğin açılışı nedeniyle verilen partiye geldiği andan beri, gözleri hep üstündeydi Erol Bey’in. Farkındaydı ve bu çok da hoşuna gidiyordu.

“Aman Mehtap…” dedi kadına, “Nelerle uğraşıyorsun sen de…”

Kocasının iş arkadaşlarından birinin karısıydı Mehtap… Esmer ve sıradan bir kadındı işte… Öylesine tanışıyorlardı aslında… O açıdan, kadının böyle konuşmasını biraz da garipsemişti.

Demek ki başkalarının da dikkatini çekecek boyuta gelmişti Erol Bey’in bakışları… Gözleriyle kalabalığın arasında kocasını aradı. İlerilerde bir grupla birlikte dikiliyordu Nedim… Hararetli hararetli bir şeyler konuşuyorlardı. En azından o farkında değildi yani…

Kocası, Erol Bey’in şirketinde alt düzey bir yöneticiydi. Bu yeni çiftlik açılışı söz konusu olduğunda da doğal olarak onlar da davet edilmişlerdi. Nedim işi sağlama almış ve bol bol içki içmeyi planladığı için, onlara yakın oturan bir iş arkadaşının üzerine yıkılmıştı ulaşım için… Böylece alkollü araba kullanmak zorunda kalmayacağını hesaplamıştı tabii.

Hava çok sıcak olduğu için akşam 7’de başlıyordu parti. Gül özenle hazırlanmıştı. Daha önceden de kocasının patronuyla böyle bir arada oldukları olmuştu ve her seferinde aynı şeyi yaşamıştı. Adam gözlerini üstüne dikiyordu sürekli. Siker gibi bakıyordu adeta. Böylece de, dilden dile dolaşan şöhretinin pek de haksız olmadığını kanıtlıyordu sanki.

Adamın çapkınlığı dillere destandı. Uçan kuşun bile elinden kurtulamadığı söylenirdi hep. Sarışınlara düşkün olduğu da. Bir de, yanında çalışanların çoğunun karısını becermiş olduğu anlatılıyordu.

Şaşırtıcı tarafı, Erol Bey’in 50 yaşının üstünde olmasıydı ama, yine de zımba gibi bir görüntüsü vardı. Kilolu değildi. Orta boyluydu. Saçları ve çenesinde bıraktığı keçi sakalı kırlaşmıştı sadece… Bu da ona çok hoş bir hava veriyordu doğrusu… Elbette fiziğinin bu kadar iyi olması da normaldi tabii. Öyle çok parası vardı ki adamın.

Gül, Erol Bey’in onu sikmek için can attığının farkındaydı. Bir gün bunu mutlaka yapacağından da emindi neredeyse… 27 Yaşındaydı Gül… Sarışındı ve çok çekici bir kadındı… Adamın zevkine uyuyordu yani… Tek bilinmeyen bunun ne zaman gerçekleşeceğiydi.

Ve o kadar çok merak ediyordu ki, onun hakkında anlatılanların ne kadarının gerçek olduğunu. Fırsatını bulduğu anda, bu müthiş adama istediği her şeyi vereceğinin de farkındaydı. Nasıl olsa ilk olmayacaktı kocasından başka birine vermesi… Sonuncusu olmayacağı da kesindi.

Biraz da bu düşüncelerin etkisinden kalarak, tam bir afet haline gelmeye özen göstermişti hazırlanırken. Siyah ve incecik bir giysi seçmişti kendine… İp gibi askıları olan ve kalçalarının bitimine kadar vücudunu saran iyice kısa bir şeydi bu… Ayaklarına da alabildiğine yüksek topuklu, altları incecik, yalnızca bir kaç deri banttan oluşan terlik benzeri ayakkabılarını geçirmişti.

Odadan çıkmadan aynada kendine son bir kez bakmıştı giyinmesi bittiğinde… Acayip olmuştu doğrusu. Giysinin altına ne sutyen ne de külot giymemiş olduğu bile belli oluyordu. Bunların ikisinden de hiç hoşlanmazdı zaten. Ancak mecbur olduğu zamanlarda kullanılacak bir şeylerdi onun için… Ve bugün kendini mecbur hissetmiyordu.

Akşam üzeri saat altı gibi yola çıktılar. Gül arkada tek başına oturmuştu, kocası da önde arabayı kullanan bekar arkadaşının yanına. Bir saatten fazla sürdü yol… Sıkıntıdan patlamıştı doğrusu…

Ama daha partinin verildiği açık alana girdikleri andan itibaren keyfi yerine gelmişti. Çünkü Erol Bey’in o siker gibi bakan gözleri daha o anda dikilmişti üstüne ve bir daha da hiç ayrılmamıştı. Bunu son derece tahrik edici buluyordu Gül… Zaman zaman göz göze geliyorlardı. Bu anlar daha da tahrik ediciydi doğrusu. Ateşler çıkıyordu adamın gözlerinden.

“Biliyor musun, onun için manyak diyorlar…” dedi Mehtap neredeyse fısıldarcasına, “Kadınlara acayip şeyler yapıyormuş, öyle söylüyorlar…”

“Öyle mi..?“ diye sordu kadına, “Ne gibi yani..?”

“Bilmiyorum ki, yalnızca böyle söylüyorlar işte…”

“Her duyduğuna inanmamak lazım Mehtap’cım… Belki dedikodudur, belki de gerçektir ama, bize ne bunlardan canım…”

Biraz bozulmuş gibiydi kadın. Anlaşılan Gül’ün iyice meraklanıp üstelemesini bekliyordu ki, anlatmak istediklerini anlatabilsin. Biraz sonra da “ben bi dolaşayım” diye mırıldanarak yürüyüp gitti. Şimdi dirseklerini dayadığı yüksek kokteyl masanın başında yalnız kalmıştı Gül…

Gözlerini çevrede dolaştırıp Erol Bey’i aradı. Ama görünürlerde yoktu adam… Mehtap onu lafa tutarken kaybolmuştu ortadan. Canı sıkıldı. Eğer adamla bir daha göz göze gelebilseydi, onun o siker gibi bakışlarına, verir gibi bakarak karşılık vermek istiyordu halbuki. Yalnız da kalmıştı hazır…

“Gül’dü değil mi?“ dedi bir ses o anda tam arkasından, “Başımı döndürüyorsun, haberin vardır diye düşünüyorum…”

Hızla arkasına döndü Gül ve bir anda Erol Bey’le burun buruna geldi. Tam gözlerinin içine bakıyordu adam. Gerçekten de alev alevdi kahverengi gözleri…

“Öyle mi?“ dedi, “Ne yapıyorum ki?”

“Bir şey yapman gerekmiyor… Sana bakıyorum ve yetiyor bu…”

Gelip yanında durdu adam. O da bir dirseğini masaya dayamıştı. Dışarıdan bakanlar için sıradan bir görüntü vardı ortada yani. Gül birden Erol Bey’in öbür elini belinde hissetti. Hafifçe titredi bu temasla. Ne yapıyordu bu adam böyle.

“Özellikle de kalçaların döndürüyor başımı…” dedi Erol Bey, “İnanılmaz tahrik edici bir kıçın var…”

Konuşamadı bile… Bir anda toptan hücuma kalkmıştı adam… Tam gaz geliyordu üstüne… Kendini toplamaya çalışıyordu ki belindeki elin yavaşça aşağı kaymaya başladığını hissetti. Kalçalarına iniyordu Erol Bey’in eli…

“Görüyorum ki sen de farkındasın bu güzelliğin… Baksana külot bile giymemişsin…”

Yavaş yavaş uçmaya başladığını hissediyordu Gül… Tanrım ne biçim bir adamdı bu böyle… Birinin onları görmesi ihtimalinden bile çekinmiyor gibiydi.

“Seninle baş başa kalmamız gerek…” dedi Erol Bey, “Bu güzelliği yakından incelemek istiyorum çünkü… Anlıyor musun Gül…?”

Bereket tam o sırada birileri onlara doğru gelmeye başladı. Bu da Erol Bey’in elini çekmesine neden oldu. Yoksa ipin ucu kaçacak gibiydi Gül için. Sonra masanın çevresi iyice kalabalıklaştı. Bu da kendini toplaması için bir fırsat gibi geldi Gül’e… Bu arada davetlilerin bir kısmı da ayrılmıştı partiden. Kalanlar çoğu şirket çalışanlarıydı, bir kaç tane de yabancı misafir vardı.

İşte tam o anda patlattı bombayı Erol Bey.

“Şimdi buradan hep beraber ayrılıyoruz ve doğruca benim eve gidiyoruz…” dedi herkese, “Bundan sonrası ancak orada devam eder… Herkesin arabası vardır her halde…”

Hala Gül’ün yanındaydı. Artık ona dokunmuyordu ama gerçekten çok yakınındaydı. Başını çevirip adama baktı.

“Bizim arabamız yok…” dedi birdenbire, “Başka birinin arabasıyla geldik buraya…”

Bunu neden söylediğini bile bilmiyordu o anda. Birden çıkmıştı öylece ağzından. Ama Erol Bey’in gözleri parlamıştı birden.

“Hadi bakalım, herkes arabalara…” dedi ortaya.

Sonra da Gül’ün elini tuttu sımsıkı…

“Sen…” dedi, “Benim arabamda geliyorsun…”

Bir an diyeceğini bilemedi Gül… Ama hayır diyemeyeceğini hissediyordu. Kocasının patronuydu adam ve onu kızdırmaması gerekirdi bir kere… En azından bunu biliyordu. Ama belki de ondan daha da önemlisi, kendi de reddetmek istemiyordu bu teklifi… Erol Bey’in eli kalçalarını okşamaya başladığı andan itibaren, zaten pek de olmayan direncini tümüyle yitirmişti.

“Ama kocam…” diyecek oldu yalnızca.

“Sen onu merak etme…” dedi Erol Bey, “Arkadaşları onunla ilgilenirler…”

Yine de çevreye bakınıp kocasını aradı gözleriyle Gül… Yanında Bilgin Bey vardı Nedim’in. Erol Bey’in vekilharcı olarak bilinen Bilgin Bey. Tanrım adam ya her şeyi düşünüyordu, ya da yakın adamları onu sürekli izliyor ve bir şey yapmaya kalkıştığını hemen fark edip ortamı hazırlıyorlardı yani. Güçlüydü Erol Bey ve bu gücü kullanıyordu.

Çiftlik kapısına geldiklerinde Erol bey’in simsiyah Audi’si onları bekliyordu. Kır saçlı ve uzun boylu şoför arka kapıyı açmıştı bile… Önce ona yol verdi adam, peşinden de kendi girdi içeri…

Kapıyı kapadığında, dış dünya ile bağlantıları koptu sanki. Camları da siyahtı Audi’nin. Dışarıdakilerin bir şey görmesine imkan yoktu. Ama Gül onları görebiliyordu yine de… Bilgin Bey’in kocasını kendi otomobiline doğru götürdüğünü fark etti bu nedenle de… Bu arada şoför de yerine geçmişti. Kayar gibi hareket etti Audi.

Kalbi gümbür gümbür atıyordu Gül’ün… Bir şeyler olacağının farkındaydı. Ama ne olacağını bilmiyordu. Ne zaman olacağını da… Arabanın sol arka tarafında oturmuş bekliyordu yalnızca…

Ama çok beklemesine gerek kalmadı. Yalnızca bir kaç yüz metre gitmişlerdi ki, Erol Beyin elini bacaklarında hissetti. Tam dizinin üstünden tutmuştu adam… Ve eli ateş gibiydi sanki…

Tüm vücudunun titremesine neden olmuştu bu temas… Bacakları elinde olmadan aralandı ve adamın eli yavaş yavaş yukarılara çıkmaya başladı. Çok ustaydı doğrusu. Gayet kararlı ve kendinden emin bir hali vardı adamın… Ve hiç acele etmiyordu. O ateş gibi yanan parmaklar, milimetre milimetre hareket ederek, artık vıcık vıcık olmuş amına yaklaşıyordu.

“Sakin sakin gidelim Turan…” dedi şoföre, “Acelemiz yok biliyorsun…”

Böylece de Gül’ün aklına şoförün gelmesine neden oldu. O kadar heyecanlanmıştı ki, sanki unutmuştu onu… Dikiz aynasına baktığında göz göze geldi şoförle… Tanrım, onları seyrediyordu adam…

Ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ki, Erol bey’in parmakları amını buluverdi. Tüm vücudu sarsılmaya başladı. Derin bir inleme çıktı ağzından, beli geliyordu. Epeydir tırmanan içindeki gerilim, bir anda boşalıverdi. Tek dokunuşta belini getirmesine neden olmuştu adam…

Şimdi iyice sokulmuştu ona Erol Bey… Ağzı neredeyse kulağının dibindeydi. Alçak bir sesle konuşmaya başladı.

“Senin gibi her an patlamaya hazır kadınlara bayılırım ben biliyor musun..? Tüm akşam boyu aklımda hep seni sikmek vardı… Ve şimdi sikicem… Bunu biliyorsun değil mi?“

Orta parmağını birden soktu Gül’ün amına… Bu az kaldı yeniden belinin gelmesine neden oluyordu. Tanrım ne biçim bir adamdı bu Erol bey böyle?

Sonra gözleri yine dikiz aynasına takıldı. Şoförün gözleri hala oradaydılar. Bakışlarından ateşler saçarak seyrediyordu adam.

“Ama şoför…?” dedi fısıldayarak.

“Turan mı..?“ dedi Erol Bey, “O alışıktır böyle şeylere… Seyrediyor değil mi..?”

“Ah evet…”

“Yoksa bu hoşuna gitmiyor mu..? Düşünsene seni seyrediyor… Siki kalkıyor… Belki otuzbir de çekecek sana baka baka… Hoşuna gitmiyor mu bu ha..?“

“Ohhh…” diye inledi Gül. Böylece adamın sorusunun yanıtı verilmiş oldu.

“Biliyorum hoşuna gideceğini zaten… Sik kaldırmaktan zevk aldığın her halinden o kadar belli ki… Bu yüzden aklımı çeliyorsun sen… Senin gibi kadınlara bayılırım, hayranım…”

Parmağı artık sonuna kadar girmişti içine ve Gül her an yeniden belinin gelebileceğini hissediyordu. Elini Erol Beyin önüne doğru uzattı ve parmakları, adamın hala pantolonunun içinde olan sikini buluverdiler. Aynı anda da biraz daha uçtu Gül… Offf ne kadar büyüktü bu adamın siki…

Sanki her şey onu iyice uçurmak için çalışıyormuş gibiydi. Müthiş bir adamdı Erol Bey… Beyninin derinliklerinde gizli şeylerin üstünü, iki laf ederek açıyordu. Amındaki parmak müthiş zevk veriyordu. Siki kocamandı adamın.

Ve şoför Turan dikiz aynasından her şeyi seyrediyordu.

Bir taraftan da bu kocaman siki biran önce çıplak olarak istiyordu eline… Telaşlı parmaklarla adamın fermuarını indirmeye çalışıyor ama bunu başaramıyordu.

“Bir dakika…” dedi Erol Bey, “Bırak ben yapayım…”

Bunu yapmak için amındaki parmağını da çekmişti tabii ve bu da hiç hoşuna gitmemişti Gül’ün… Oturduğu yerde sabırsızlıktan adeta kıvranarak adamı bekliyordu. Ve Erol Bey yine onu şaşırtan bir şey yaptı. Önce kemerini çözdü, sonra da donuyla birlikte pantolonunu ayak bileklerine kadar indirdi ve ayakkabılarını da çıkarıp tamamen sıyırdı.

Gül, onun pantolonunu özenle katladığını ve yanındaki koltuğa koyması için şoföre uzattığına gördü. Sonra gözleri asıl beklediğini, adamın sikini yakaladı.

Ohhhh, tanrım gerçekten de kocaman bir şeydi bu…

Yukarı kıvrık bir yay gibi duruyordu. Ağzının sulandığını hissediyordu Gül… Acaba Viagra filan mı kullanıyordu adam. Bu yaştaki birinden böyle bir erkeklik organı beklemiyordu doğrusu…

Tekrar elini uzatıyordu ki, Erol Bey bileğini tuttu.

“Acele etme…” dedi sonra da, “Hele şundan da bir kurtulalım bakalım…”

Ne demek istediğini ilk başta anlamamıştı Gül ama, adam iki eliyle tutup üstündeki giysiyi çıkarmaya çalıştığında onun niyetini kavradı. Kısacık bir süre içinde, ayakkabıları dışında çırılçıplak kalmıştı. Onları da kendi çıkardı ayaklarından…

Artık tam anlamıyla çırılçıplaktı. Arabanın arka koltuğunda, kocasının patronunun yanında ve seyretmekten biran bile vazgeçmeyen şoförün gözlerinin önünde çırılçıplaktı. Bu o kadar tahrik ediciydi ki, az kaldı beli geliyordu yine. Amı vıcık vıcık olmuştu. Koltuğun deri kaplamasını ıslatıyordu.

Kendini daha fazla tutamadı ve sağ eli bir pençe gibi yapıştı Erol Bey’in sikine. Offfff ateş gibiydi. Taş kadar sert ve ateş gibi yakıcı. Mutlaka viagra kullanıyor olmalıydı adam.

Şimdi arka koltuğun tam ortasında oturuyordu Erol Bey… Burası, şoförün her şeyi görebilmesi için en rahat yerdi aynı zamanda… Gül, adamın bunu gayet bilinçli yaptığına emindi. Nitekim şoförün de dikiz aynasını yeniden ayarladığını fark etmişti. Şu anda parmakları o kocaman sikin çevresine dolanmış hafif hafif sıvazlayan elini görüyor olmalıydı Turan… Bu çok uçurucu geliyordu Gül’e…

“Ağzın da elin kadar becerikli mi bebeğim..?“ diye sordu birden Erol Bey, “Dudakların çok tahrik edici görünüyorlar doğrusu… Onları sikimin üstünde hissetmek istiyorum…”

O söylemese de yapacaktı zaten bunu Gül.. Adamın kucağına doğru eğildi ve en dibinden tuttuğu o kocaman sikin başını yalamaya başladı.

Ohhh çok güzeldi tadı… Mis gibi de kokuyordu üstelik… Bir taraftan da şoförün gözleri önüne nasıl müthiş bir manzara koymuş olduğunu düşünüyordu. Daha fazla dayanamadı. Ağzı açıldı ve Erol Bey’in sikini yarıya kadar aldı içine.

Her zaman sik emmekten büyük bir zevk almıştı Gül… Şimdi de öyle oluyordu yine. Bir taraftan başını yavaş hareketlerle yukarı aşağı oynatıyor ve o kocaman sikin ağzına girip çıkmasını sağlıyor, bir taraftan da hırsla emiyordu. İçini boşaltmak istercesine büyük bir hırsla emiyordu. Erol Bey ise öylece oturuyordu orada. Kendini tümüyle Gül’ün ağzına bırakmış gibiydi.

“Ağzın elinden çok daha becerikliymiş bebeğim…” dedi birden, “Eğer bir yirmi sene önce olsaydı, top gibi patlatmıştın beni…”

Sesi, şoförün rahatlıkla duyabileceği kadar yüksekti.

Gül, giderek tüm kontrolü kaybetmek üzere olduğunun farkındaydı. Erol Bey’in onu eninde sonunda sikeceğine hazırlamıştı kendini aslında. Hazırlamak ne kelime, bunu büyük bir istekle bekliyordu. Ama bu kadar çabuk ve bu kadar uçurucu olacağını aklına bile getirmemişti. Adam sandığından çok daha değişik biri çıkmıştı.

Şimdi o kocaman sikin başı neredeyse bademciklerine değerken, Mehtap’ın partide söylediği o sözler çınlıyordu kulaklarında.

“Biliyor musun, onun için manyak diyorlar. Kadınlara acayip şeyler yapıyormuş, öyle söylüyorlar” demişti kadın.

Ve Gül onun ne söylemek istediğini anlıyor gibiydi artık. Gerçi Mehtap kulaktan dolma şeyler söylüyordu ama, Erol Bey’in kadınlara acayip işler yaptığı kesindi. İşte arabanın arka koltuğunda ağzına vermişti Gül’ün… Bunu şoförünün gözleri önünde ve hatta özenle ona göstere göstere yapıyordu.

Her şey uçurucuydu yani.

Hem de öylesine uçurucuydu ki, Gül benliğinin üstünden bir örtünün kaldırılmakta olduğunu hissediyordu adeta… Hep içinde olan, hep yapmak istediği ama kendi kendine bile söylemekten çekindiği yönlerini açığa çıkarıyordu adam… Tanrım nasıl da seyrediyordu şoför… Ve nasıl da hoşuna gidiyordu bu Gül’ün… Birden sarsıla sarsıla yeniden belini getirmeye başladı.

Yalnızca adamın sikini yalayıp emiyordu ve beli geliyordu.

“Ohhh çok acayip bir kadınsın bebeğim…” dedi Erol Bey, “Sikimi ağzına alıyorsun ve belin geliyor. Seninle neler yapıcaz biliyor musun?”

Yalnızca inleyebildi Gül… Kendi de şaşırmıştı doğrusu böyle aniden belinin gelmesine.

“Hadi gel sikimin üstüne otur şimdi…” dedi sonra Erol bey, “Hadi bebeğim… Biraz da o müthiş götünü seyretsin Turan…”

Adamın şu iki cümlesi bile öylesine tahrik ediciydi ki… Adeta telaşla doğruldu ve sonra ata biner gibi kucağına çaktı adamın… Elini bile değmesine gerek kalmadı. O kocaman ve kazık gibi sikin başı amının dudaklarına dokunduğu anda bıraktı kendini. Yağ gibi kaydı sik içine…

Artık kendini tutamıyordu. Yeniden beli gelmeye başladı. Kıvranıyordu Erol Bey’in kucağında… Başını adamın boynuna gömmüştü. Derin derin inliyordu.

Biraz kendini toplayınca hareketlendi yeniden. Çılgın bir dansa başlamıştı içindeki sikin üstünde artık… Kalçaları yukarı aşağı, sağa sola, öne arkaya kıvrılıp bükülüyor, oynuyordu.

“Turan’ı mahvettin….“ dedi Erol Bey birden. “Neredeyse duracak araba… Güzel götünden gözünü alamıyor bebeğim…”

Tanrım durmak bilmiyordu adam. Tam kendini toplayacakken bir şey söylüyor ve yeniden uçuruyordu onu…

“Ohhhhhhhhhh…”diye inledi başını arkaya atarak.

Şimdi iki taraftan ellerini uzatıp kalçalarına yapışmıştı Erol bey… Onları ayırıyor, adeta şoförün biraz daha fazla görmesini sağlamak için çırpınıyordu. Sonra bir elinin parmağı hafif hafif götüne dokunmaya başladı. Bunun doğal sonucu, Gül’ün biraz daha çıldırması oldu yalnızca. O küçük delik, adamın parmağının altında kendiliğinden açılıp kapanmaya başladı.

“Gül… Götün sikilmek için deliriyor bebeğim…” dedi Erol Bey, “Tam sikilecek kıvamda… Kıpır kıpır… Yumuşacık…”

Neredeyse aynı anda da parmağını sokmaya başladı yavaşça.

“Oouuu…” diye inledi Gül…

Yine geliyordu beli.

Bu sefer yığılıp kaldı Erol Bey’in kucağına. Derin derin nefes alıyordu.

Tekrar kendini toplamasına, daha doğrusu kanının bir daha tutuşmasına neden olan şey de, götündeki parmak oldu. Yavaş yavaş sokup çıkarıyordu Erol Bey parmağını… Tıpkı küçük bir sik gibi girip çıkıyordu içine… Tüm vücudunun en duyarlı zevk merkezlerinden biri olan götü, giderek açılıyordu. Ohhh, bir bilseydi adam onun götünden sikilmekten ne kadar çok zevk aldığını…

Bunları bilmiyordu adam gerçi ama, parmağını saran küçük göt deliğinin giderek açıldığının farkındaydı tabii. Giderek daha hızlanan hareketlerle sokup çıkarmaya başlamıştı artık parmağını…

“Götünü istiyorum bebeğim…” dedi Gül’e, “Hadi götünü ver bana…”

İkiletmedi onu Gül… O daha çok istiyordu bunu çünkü. Titreyen bacaklarının üstünde yükseldi ve Erol Bey’in siki içinden çıktı. Sonra elini uzatıp onu tuttu ve adamın hala parmağını çıkarmadığı götüne dayamaya çalıştı.

“Öyle değil bebeğim…” dedi adam, “Sırtını dön bana… Siktiğim götün güzelliğini de seyretmek istiyorum…”

Yine ikiletmedi onu Gül… Telaşla ayaklarını yere basıp ona sırtını döndü ve kalçalarını, beklemekte olan o kocaman sikin üstüne indirmeye başladı. Bir an önce istiyordu onu içine. Bir an önce götünden sikilmek istiyordu.

Erol Bey’in siki götüne değdiği anda, tüm vücudu titremeye başladı Gül’ün… Gerçekten de ateş kadar sıcaktı. Hafifçe oturdu üstüne… Am sularıyla o kadar ıslanmış o kadar kayganlaşmıştı ki, kalın erkeklik bir anda içine giriverdi. Daha fazla dayanamadı Gül… Kendini bırakıverdi ve o kocaman sik, taşaklarına kadar gömüldü götüne… Gözlerinde şimşekler çakmaya başladı aynı anda da…

Ah, yine beli geliyordu. Delicesine boşalıyordu durmaksızın…

Bir süre öylece oturdu adamın kucağında… Kımıldayamıyordu bile… Derin derin soluyor, kendini toplamaya çalışıyordu.

“Yaslan göğsüme şimdi bebeğim…” dedi Erol Bey, “Arkaya yaslan ve ayaklarını koltuğa bas bacaklarımın iki yanında… Böyle yap ki, biraz da amını seyretsin Turan… Ben götünü sikerken o da amını seyretsin bebeğim…”

Yine delirecek gibi oldu Gül… Gerçekten de manyak ediyordu Erol bey onu… Kendi kendine bile itiraf etmediği tüm yönlerini çıkarıyordu ortaya… Aynen yaptı adamın dediklerini…

Şimdi tabak gibi açıktı şoförün aynadan bakan gözlerinin önünde… İçine dibine kadar sik girmiş götünü ve onun üstünde şişip vıcık vıcık olmuş, dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu ona… Tel tel gerilmişti yine tüm vücudu… Ve Erol Bey de, bir an bile gevşemesine izin vermiyordu zaten…

Gözlerini dikiz aynasına çevirdi şoförün gözlerini görmek için… Ama bunu başaramadı tabii… Adam aynayı asıl görmek istediği yere, amına ayarlamıştı anlaşılan… Bu nedenle Gül de aşağıyı görüyordu. Ve manzara müthişti. Sikini dışarı çıkarmıştı şoför… Sol elini çevresine dolamıştı. Yavaş hareketlerle otuzbir çekiyordu. Ve siki kocamandı. En az Erol Bey’inki kadar kocaman hem de…

Bu manzara Gül’ün daha da uçmasına neden oldu.

İyice yaslanmıştı Erol Bey’in göğsüne. Ayaklarını adamın iki yanında koltuğa basmış ve onlardan güç alarak çılgınca kıvranmaya başlamıştı artık. Götü elinde olmayan hareketlerle kasılıyor, bir açılıp bir kapanarak adamın sikini sanki sağıyordu. Gözlerini de dikiz aynasından ve şoförün oradan görebildiği sikinden ayıramıyordu bir türlü.

Ne kadar büyük bir zevkti bu…

Bir sik götünün içindeydi, öbürü de sahibinin elinde… Onun için kalkmış iki sik… Onun için boşalmaya hazır iki sik… Bütün bunlar beyninin içinde patlamalara neden oluyordu.

Şimdi Erol Bey de hareketlenmişti. Kalçalarının yukarı aşağı hareketleriyle, o kocaman sikini götüne sokup çıkarıyordu artık… Giderek de hızlanıyordu. Şimdiye kadar dayanmış, belini getirmemişti adam… Ama şu anda o da hazırdı sanki…

Gül’ün ise peş peşe beli geliyordu artık. Tüm vücudunu sarsan zevk dalgalarının biri biterken öbürü geliyordu. Ve giderek de araları kısalıyordu bunların. Tanrım, o kadar çok zevk alıyordu ki.

“Ne yapıyor Turan..?“ diye sordu birden Erol Bey, “Görebiliyorsun değil mi bebeğim…?”

“Ohhhhhh müthiş…” diyebildi Gül yalnızca.

“Anlatsana bana ne yapıyor…? Seyrediyor mu seni..? Hadi söyle bana amını seyrediyor mu?..?“

“Evet, ohhhh evet…” dedi Gül, “Hem seyrediyor, hem de otuzbir çekiyor… Siki elinde… Kocaman… Ohhh…”

“Fırsatını bulsa seni nasıl siker biliyor musun..?“

“Ooooooohhhhh…”

“İzin versem şu anda hemen atlar ve sikini amına sokar o da… İçin sikle dolar bebeğim… İster miydin sen de bunu…? Hadi söyle bana… İster miydin iki sikin birden içine girmesini..? Biri amına, biri götüne… İster miydin..?“

Derin bir inlemeyle tekrar ve çok şiddetle belini getirmesine neden oldu bu sözler… Bu adam yalnızca götünü değil beynini de sikiyordu. Ohhh, beynini de sikiyordu.

Sonra daha da hızlandı Erol Bey’in hareketleri. O kocaman sik artık bir piston gibi girip çıkıyordu götüne… En ucuna kadar çıkıyor, sonra taşaklarına kadar tekrar giriyordu.

Birden müthiş bir şey oldu.

Erol Bey sikini köküne kadar geçirdi ve inleyerek belini getirmeye başladı. Alev kadar yakıcı erkeklik sıvıları, götünün içini yangın yerine çevirmişti Gül’ün… Bu yetmiyormuş gibi, neredeyse aynı anda şoför de fışkırtmaya başlamıştı. Kalın bel sütunları sikinin tepesinden fışkırıyor ve her yere gidiyordu.

Gözleri karardı Gül’ün…

Öylece yığılıp kaldı Erol Bey’in kucağında.

Onu tekrar kendine getiren de Erol Bey’in sesi oldu.

“Toplanmamız lazım bebeğim…” diyordu adam, “Neredeyse geliyoruz eve…”

O zaman hala onun kucağında oturmakta olduğunu fark etti Gül… Adamın artık inmiş siki de, hala götündeydi. İsteksizce doğruldu. Off, ne kadar da çok fışkırtmıştı içine… Götünden beller sızıyordu. Bereket ki Erol Bey arka camın önünde duran bir kağıt peçete kutusunu uzattı. Her şeye hazırlıklıydı yani…

Silinmeye başladı. Tüm kasık bölgesi vıcık vıcıktı aslında. Amından akan sular her yerine bulaşmıştı. Kendini çok da yorgun hissediyordu. Ama müthiş zevkli bir yorgunluktu bu…

Sonra giysisini üstüne geçirdi ve ayakkabılarını giydi. Tabii saçını başını da düzeltmesi gerekiyordu. Bir taraftan da göz ucuyla Erol Bey’i seyrediyordu. O da silinip temizlenmiş sonra da yeniden giyinmişti bile…

“Yarın sabah bebeğim…” dedi Gül’e, “Kocan şehir dışında geçici ve uzun bir göreve gidecek… Sen de hazırlan, Turan saat on gibi gelip seni alır… Daha işimiz bitmedi seninle… Daha yeni başlıyor aslında…”

Sesini çıkarmadı Gül… Audi evin kapısına yanaştığı sırada kendini iyice toplamıştı. Birlikte indiler ve evin içinden geçip geniş arka bahçeye çıktılar. Davetlilerin çoğu gelmişti bile. Gül etrafına bakınıp durumun farkına varan kimse olup olmadığını anlamaya çalıştı. Görebildiği tek şey, bahçenin uzak köşesinde duran ve gözlerine ona diken Mehtap oldu yalnızca. Pis bir sırıtma vardı kadının yüzünde…

Sonra kocasını gördü ve ona doğru yürüdü.

“Sana müthiş bir haberim var…” dedi kocası, onun konuşmasına izin vermeden, heyecanla, “Galiba terfi ediyorum… Bilgin Bey getirdi beni buraya ve yol boyu patronun benimle ilgili özel düşünceleri olduğunu anlattı… Çalışmalarımdan çok memnunmuş… Çok heyecanlandım doğrusu… Zaten Bilgin Bey beni kendi arabasına çağırdığında da heyecanlanmıştım… Seni bile unuttum baksana… Nasıl geldin sen buraya..?”

“Geldim işte bir şekilde…” dedi Gül…

Kocasının kolunda anlattıklarını dinlerken aklı çok başka yerlerdeydi. Kocasının zengin ve bir o kadar da çılgın patronu sayesinde yepyeni bir hayata kapı açılmıştı. Bu geceden sonra baştan aşağıya değişen yeni yaşamının nasıl bir şey olacağını hayal etmeye çalışıyordu sürekli…

Bir şeyden emindi yalnız… Yarınların bugünkünden daha renkli ve zevkli olacağı kesindi.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32